Colonel Bagshot – Six Days War (Türkçe Çeviri)

Colonel Bagshot - Six Days War Turkce Sozleri

İngiliz müzik grubu Colonel Bagshot, bugünlerde başarılı DJ Mahmut Orhan‘ın mixlediği Six Days War adlı şarkılarıyla gündemde. Şarkının oldukça yavaş bir ritmde ilerleyen orijinal hali, grubun 1971’de çıkardığı “Oh! What a Lovely War” adlı albümde yer alıyor. Müzik listelerinde üst sıralara yerleşmeyi başaran Six Days War şarkısının Türkçe sözlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Colonel Bagshot – Six Days War (Mahmut Orhan Remix) Türkçe çeviri şarkı sözleri yazının devamında.

Colonel Bagshot - Six Days War Turkce Sozleri

Colonel Bagshot – Six Days War Şarkı Sözleri (Türkçe Çeviri)

At the starting of the week
at summit talks, you’ll hear them speak.
It’s only Monday…
Negotiation’s breaking down.
See those leaders start to frown.
It’s sword and gun day.
Haftaya başlarken,
zirve toplantısında onların konuşmalarını duyacaksın.
Daha günlerden Pazartesi…
Müzakere dağılıyor.
Şu kaşlarını çatmış liderlere bak.
Bu silahları kuşanma günüdür.

Tomorrow never comes until it’s too late.

“Yarın” asla iş işten geçmeden önce gelmez.

You could be sitting taking lunch.
The news will hit you like a punch.
It’s only Tuesday…
You never thought we’d go to war,
after all the things we saw.
It’s April Fools’ day.

Belki de oturmuş öğle yemeğini yiyorsundur,
haberler yumruk gibi tepene inecek.
Daha günlerden Salı…
Asla savaşa gideceğimizi düşünmemiştin,
gördüğümüz onca şeyden sonra.
Bu “nisan bir” günüdür.

Tomorrow never comes until it’s too late.
“Yarın” asla iş işten geçmeden önce gelmez.

We’ll all go running underground
and we’ll be listening for the sound.
It’s only Wednesday…
In your shelter, dimly lit,
take some wool and learn to knit.
‘Cause it’s a long day.

Hepimiz yer altına koşuşturacağız
ve şamatayı dinliyor olacağız.
Daha günlerden Çarşamba…
Loş sığınağında,
biraz yün al ve örmeyi öğren.
Çünkü uzun bir gün olacak.

Tomorrow never comes until it’s too late

“Yarın” asla iş işten geçmeden önce gelmez.
You hear a whistling overhead;
“Are you alive or are you dead?”.
It’s only Thursday…
You feel the shaking of the ground,
a billion candles burn around.
Is it your birthday?

Yukarıdan bir uğultu duyuyorsun;
” Hayatta mısınız yoksa öldünüz mü?”
Daha günlerden Perşembe…
Toprağın titremesini hissediyorsun,
etrafta bi milyar yanan mum var.
Doğum günün mü?

Tomorrow never comes until it’s too late.

“Yarın” asla iş işten geçmeden önce gelmez.

Although that shelter is your home,
a living space you’ve made your own.
It’s only Friday…
As you come out to the light,
can your eyes behold the sight?
It must be Doomsday.

O sığınak senin yuvan bile olsa,
kendin için yaptığın bir yaşama alanı…
Daha günlerden Cuma…
Aydınlığa çıkarken
gözlerin etrafı görebilecek mi?
Bu kıyamet günü olmalı…

Tomorrow never comes until it’s too late.

“Yarın” asla iş işten geçmeden önce gelmez.
Ain’t it funny how men think,
they made the bomb, they are extinct.
It’s only Saturday…

I think tomorrow’s come, I think it’s too late.

I think tomorrow’s come, I think it’s too late.

Think tomorrow’s come… I think it’s too late.

Adamların düşünme şekli komik değil mi;
bombayı yapıyorlar, soyları tükeniyor.
Daha günlerden Cumartesi…

Sanırım “yarın” geldi, sanırım iş işten geçti.

Sanırım “yarın” geldi, sanırım iş işten geçti.

Sanırım “yarın” geldi… sanırım iş işten geçti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir